Sıradaki konu
I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Cepheleri
Osmanlı, 29 Ekim 1914'te Karadeniz'de Rus limanlarını bombalayarak I. Dünya Savaşı'na fiilen girdi ve Almanya'nın yanında yer aldı.
XX. Yüzyıl Başları · 1908 – 1918

HMS Agamemnon'da imzalandı; Osmanlı için I. Dünya Savaşı bitti.
İngilizler Musul'u işgal etmeye başladı.
İtilaf donanması İstanbul'a girdi; fiilî işgal.
Galipler savaş sonrası düzeni konuşmaya başladı.
Yunan ordusu İzmir'e çıktı; direniş hızlandı.
Meclis-i Mebusan basıldı.
Düşünün: dört yıl süren bir savaştan çıkmışsınız, ordunuz yorgun, cepheler çökmüş. Karşı taraf size “silahları bırakın, gerisini sonra konuşuruz” diyor. İşte Mondros böyle bir andır. Ama “gerisi” öyle bir hâl alacak ki, ateşkes olarak başlayan metin işgallerin hukukî bahanesine dönüşecek.
1918 sonbaharına gelindiğinde Osmanlı’nın müttefikleri teker teker çözülüyordu. Bulgaristan 29 Eylül’de ateşkes imzaladı. Suriye ve Filistin cephelerinde ordu çekilmiş, Selanik cephesi açılmıştı. Almanya ve Avusturya-Macaristan da kötü durumdaydı. Talat Paşa Hükûmeti 8 Ekim’de istifa etti. Yerine kurulan Ahmet İzzet Paşa Hükûmeti, ateşkes istemekten başka çare görmedi.
Hükûmet, Bahriye Nazırı Rauf Bey’i (Orbay) görevlendirdi. Rauf Bey’in yanında Hariciye Müsteşarı Reşat Hikmet Bey ve Kurmay Yarbay Sadullah Bey vardı. Heyet, Limni Adası’ndaki Mondros Limanı’na gitti.
Görüşmeler İngiliz zırhlısı HMS Agamemnon’da yapıldı. İtilaf Devletleri adına masada İngiliz Akdeniz Filosu Komutanı Amiral Calthorpe vardı. Antlaşma 30 Ekim 1918’de imzalandı, ertesi gün (31 Ekim) öğleyin yürürlüğe girdi. Böylece Osmanlı Devleti için I. Dünya Savaşı sona erdi.
Dikkat: görüşmeleri İngilizler yürüttü, ateşkesin metnini de onlar belirledi. Bu yüzden sonraki yıllarda İngiliz nüfuzu belirleyici oldu.
Antlaşma 25 maddedir. Hepsini ezberlemeye gerek yok; sınav birkaç maddeyi sorar.
| Madde | Ne diyor? | Sonucu |
|---|---|---|
| 1 | Çanakkale ve İstanbul Boğazları açılacak, İtilaf Devletleri tahkimatı işgal edecek | Boğazlar kontrolden çıktı |
| 5 | Ordu, sınır ve iç asayiş için gerekli olan kısım dışında terhis edilecek | Osmanlı savunmasız kaldı |
| 7 | İtilaf Devletleri güvenliklerini tehdit eden bir durumda herhangi bir stratejik noktayı işgal edebilecek | İşgallerin hukukî dayanağı oldu |
| 16 | Hicaz, Asir, Yemen, Suriye ve Irak’taki garnizonlar en yakın İtilaf komutanına teslim edilecek | Arap topraklarının kaybı |
| 24 | Vilâyât-ı Sitte’de (Erzurum, Van, Bitlis, Diyarbakır, Sivas, Elazığ [Mamuretülaziz]) karışıklık çıkarsa işgal hakkı | Doğu Anadolu’da Ermeni devleti planlarına kapı |
7. madde işgallerin kapısını açtı. Çünkü “güvenliğimizi tehdit eden durum” ifadesini kimin ne zaman ileri süreceği belliydi: işgalci. 24. madde ise özellikle Doğu Anadolu’yu hedef aldı. Sınavda sorulan klasik ayrım şudur: 7. madde “stratejik noktalar”, 24. madde “altı vilayet”.
İşgaller çok hızlı başladı. Önce Irak cephesinde İngilizler Musul’a ilerledi (3 Kasım 1918). Ardından 13 Kasım 1918’de İtilaf donanması İstanbul önünde demirledi; şehir fiilen işgal edildi. Aralık 1918’de İngilizler İskenderun’a yerleşti, sonra Güney’de Fransızlar (Adana, Antep, Maraş, Urfa) İngilizlerin yerini aldı. İtalyanlar Antalya ve Konya’ya, İngilizler Merzifon ve Samsun’a girdi.
En sert darbe 15 Mayıs 1919’da geldi: Yunan ordusu, İtilaf Devletleri’nin onayıyla İzmir’e çıktı. İtilaf Devletleri 7. maddeyi gerekçe gösterdi, ama İzmir’de onların güvenliğini tehdit eden bir durum yoktu. Yani işgal, ateşkesin kendi şartlarına bile aykırıydı. Anadolu halkı için dönüm noktası buydu: “Şimdi ne yapacağız?” sorusu mitinglere, silahlı direnişe ve örgütlenmeye dönüştü.
İstanbul’un resmen işgali ise 16 Mart 1920’de olacak. Bu iki tarihi karıştırmayın: 13 Kasım 1918 fiilî işgal, 16 Mart 1920 resmî işgaldir.
Ateşkesle birlikte ülkede ikiye bölünme görüldü. Bazı cemiyetler vatanı savunmak için, bazıları işgalcilerin işine yarayacak şekilde, bazıları ise kendi çıkarı için kuruldu.
| Grup | Örnekler | Amaç |
|---|---|---|
| Millî (yararlı) cemiyetler | Trakya–Paşaeli, Kilikyalılar, Redd-i İlhak, İzmir Müdafaa-i Hukuk, Karakol | İşgallere karşı bölgesel savunma |
| Millî varlığa düşman (zararlı) cemiyetler | Sulh ve Selâmet-i Osmaniye, Teâli İslâm, İngiliz Muhipleri, Kürt Teâli, Hürriyet ve İtilâf Fırkası | İşgalcilerle işbirliği, manda ve ayrılıkçılık |
| Azınlık cemiyetleri | Pontus (Rum), Mavri Mira, Etnik-i Eterya, Taşnaksutyun ve Hınçak (Ermeni) | Anadolu’da kendi devletini kurma |
Millî cemiyetlerin hepsi bölgeseldi, ortak merkezleri yoktu. Bu dağınıklığı Sivas Kongresi’nde Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’ne dönüştürülerek giderilecek.
I. Dünya Savaşı’nın galipleri 18 Ocak 1919’da Paris’te toplandı. Osmanlı konferansa baştan çağrılmadı; ancak Haziran 1919’da savunmasını yapmasına izin verildi. Wilson Prensipleri’nin 12. maddesi Türk çoğunluklu bölgelere egemenlik hakkı tanıyordu, ama galipler bu ilkeyi uygulamadı. İzmir’in Yunanlılara verilmesi bu çifte standardın örneğiydi.
Osmanlı yönetimi bu dönemde teslimiyetçi davrandı. Padişah VI. Mehmed Vahdettin ve Damat Ferit Hükûmeti İtilaf Devletleri’ne güveniyordu. Mustafa Kemal ise Anadolu’ya geçerek halkı örgütlemeye karar verdi. Bu yüzden 8. sınıf programı üç tutumu karşılaştırmanızı ister: Osmanlı yönetimi (boyun eğme), halk (yerel direniş), Mustafa Kemal (ulusal örgütlenme).
Bir ayrıntı daha: Mondros’un uygulanma biçimi, antlaşmanın metninden bile ağırdı. Maddeler sınırlı gibi görünse de “güvenlik” ve “karışıklık” gibi muğlak sözcükler işgalcilere geniş bir alan bıraktı. Sınavda “belirsiz ifade” ya da “yorum payı bırakan hüküm” ibaresi görürseniz 7. ve 24. maddeleri düşünün.
Ateşkesten sonra Osmanlı Meclisi-i Mebusan’ı kapandı ve hükûmetler peş peşe değişti. Padişah VI. Mehmed Vahdettin İtilaf Devletleri’yle uzlaşma çizgisini seçti; İttihat ve Terakki liderleri ülkeyi terk etti. Bu boşluk, işgallere karşı çıkmak isteyen subay ve aydınlar için Anadolu’ya yönelmeyi cazip kıldı. Kısacası Mondros, hem ordunun hem siyasetin çözülmesine yol açtı; bu çözülme de Millî Mücadele’nin örgütlenmesinde yeni bir kadronun öne çıkmasını sağladı.
Mondros Ateşkes Antlaşması (1918)
| Tarih | Olay |
|---|---|
| 30 Ekim 1918 | Mondros Ateşkes Antlaşması imzalandı; Osmanlı için I. Dünya Savaşı sona erdi. |
| 3 Kasım 1918 | İngilizler Musul'u işgal etmeye başladı. |
| 13 Kasım 1918 | İtilaf donanması İstanbul'a girdi; şehir fiilen işgal edildi. |
| 18 Ocak 1919 | Paris Barış Konferansı açıldı. |
| 15 Mayıs 1919 | Yunan ordusu İzmir'e çıktı. |
| 16 Mart 1920 | İstanbul resmen işgal edildi. |
Millî Mücadele TYT'nin en çok soru çıkan konusu. Genelde 7. ve 24. madde, işgallerin tarihi ve 'Mondros'a tepki' sorulur. Tuzak: Mondros ile Sevr'i, ateşkesle barışı karıştırmak.
Öncüllü sorularda maddelerin sonuçları (ordunun terhisi, Boğazların açılması, işgal hakkı) ve cemiyetlerin sınıflandırması çıkar. İşgal tarihlerini sıraya dizdiren kronoloji sorularına dikkat.
Yorum sorusu kalıbı: bir parçada 'stratejik nokta' ya da 'altı vilayet' geçer, hangi maddenin uygulandığı sorulur. Cemiyetleri yararlı/zararlı ayıran eşleştirmeler de sık görülür.
8. sınıf programında Mondros'a karşı Osmanlı yönetiminin, Mustafa Kemal'in ve halkın tutumu karşılaştırılır. Okuma parçasından 'Kuvâ-yı Millîye'nin doğuş nedeni' çıkarımı yapılır.
Şıkkı işaretle, açıklamayı hemen gör. Tam test: 10 soru.
0 / 5 cevaplandı
Limni Adası'ndaki Mondros Limanı'nda, HMS Agamemnon zırhlısında. Osmanlı adına Bahriye Nazırı Rauf Bey, İtilaf Devletleri adına İngiliz Amiral Calthorpe imzaladı.
7. madde (İtilaf Devletleri'nin güvenliklerini tehdit eden stratejik noktaları işgal hakkı) ile 24. madde (Vilâyât-ı Sitte'de karışıklık çıkarsa işgal hakkı).
Hayır. Silahların susmasını sağlayan bir ateşkestir. Barış koşulları daha sonra Sevr Antlaşması'nda belirlenmeye çalışıldı.
13 Kasım 1918'de İtilaf donanması İstanbul'a girdi (fiilî işgal). 16 Mart 1920'de şehir resmen işgal edildi.
Hata bildirmek için: iletişim. Düzeltmeler sayfanın güncelleme tarihine yansır.