Osmanlı Yükselme Dönemi · 1453 – 1595

İkta, Tımar ve İltizam Sistemleri

KPSSTYTAYTSon güncelleme: Hazırlayan: Tarih Sınavı Editörlüğü

Kısaca

  • İkta ve tımarda devlet geliri bir askere verir; karşılığında asker besler ve sefere katılır.
  • İltizamda devlet vergi toplama hakkını yıllık bedelle bir kişiye (mültezim) devreder.
  • Mîrî arazide toprağın mülkiyeti her zaman devlette kalır.

Tımar Sisteminin Bozulması ve İltizamın Yaygınlaşması: neden ve sonuçlar

Nedenler

  • Ateşli silahlarSavaşta atlı sipahinin yerini tüfekli yeniçeriler aldı.
  • EnflasyonFiyatlar artınca sipahinin sabit geliri eridi.
  • Rüşvet ve kayırmaTımarlar hak etmeyenlere verildi.
  • Nakit ihtiyacıDevlet hazır para için vergi toplama hakkını satmaya yöneldi.

Olay

Tımar Sisteminin Bozulması ve İltizamın Yaygınlaşması

Sonuçlar

  • İltizam yaygınlaştıMültezimler yıllık bedelle vergi toplamaya başladı.
  • Mâlikâne (1695)Mukataadan ömür boyu yararlanma hakkı verildi.
  • Köylü yükü arttıMültezimler daha fazla vergi almaya çalıştı.
  • Tımarın kaldırılmasıII. Mahmud 1831'de tımar sistemine son verdi.

Düşünün: bir asker vergiyi topluyor, ama tarla onun değil. Köylü o tarlayı sürüyor, ama tarla onun da değil. Peki tarla kimin? Cevap: devletin. Osmanlı ve Selçuklu toprak düzenini anlamanın anahtarı bu sorudadır.

İkta, tımar ve iltizamı ayırmak için hangi üç soru sorulur?

Üç sistemi birbirinden ayırmak için her seferinde aynı üç soruyu sorun:

  • Mülkiyet kimde? (Toprak kimin?)
  • Gelir hakkı kimde? (Vergiyi kim alıyor?)
  • Yükümlülük ne? (Bu hakkın karşılığında ne yapılıyor?)

Bu sorular o kadar işe yarar ki, sınav sorularının çoğunu tek başına çözer. Ek olarak şunu bilmek gerekir: mîrî arazi, mülkiyeti devlete ait olan topraktır. Köylü onu işler ve vergi öder; devlet geliri kime isterse verir. Sınavda “mîrî” kelimesini görünce hemen “mülkiyet devlette” diye düşünün.

Büyük Selçuklu ikta sistemi nasıl işledi?

İkta, bir bölgenin gelirinin devlet tarafından kişilere verilmesidir. Geliri alan kişiye mukta denir. Büyük Selçuklularda ikta, esas olarak askerî amaçlıydı: Mukta, gelirle asker besler ve sefere katılırdı.

Uygulama 1073’te Melikşah döneminde başladı, yaklaşık 1087’de ülke geneline yayıldı. Veziri Nizamülmülk sistemi düzene soktu. Kendisi iktayı icat etmedi; daha önce Büveyhîler’de uygulanan yöntemi geliştirdi.

Kurallar sıkıydı:

  • Toprak sultana aitti; muktanın halk üzerinde mülkiyet hakkı yoktu.
  • İkta satılamaz, bağışlanamaz, miras bırakılamazdı.
  • Muktalar belirli aralıklarla değiştirilirdi ki bir yerde kök salmasınlar.

Zamanla merkezî otorite zayıfladı ve bazı iktalar fiilen babadan oğula geçmeye başladı. Merkez, kontrolü elden kaçırmamak için sonraki sistemlerde defter ve denetimi sıkılaştırdı.

Tımar sistemi nedir, nasıl çalışır?

Tımar, Osmanlı’nın ikta geleneğini geliştirerek daha düzenli hâle getirdiği sistemdir. Genel adı dirliktir (“geçim” demektir). Devlet, mîrî arazinin vergi gelirini bir sipahiye ayırır. Sipahi, atlı askerdir. Karşılığında sefere gider ve gelirine göre cebelü denilen silahlı atlı asker besler.

Dirlikler gelirlerine göre üçe ayrılır:

Sınıf Kime verilir Yıllık gelir
Has Padişah, vezirler, beylerbeyleri, sancak beyleri 100.000 akçeden fazla
Zeamet Zaim (bey ve subaşı düzeyindeki yöneticiler) 20.000-100.000 akçe
Tımar Sipahi 20.000 akçeye kadar (en küçükleri birkaç bin akçe)

Dikkat: bunlar toprak büyüklüğü değil, gelir sınıfıdır. Tımar kelimesi hem genel sistemi hem de en küçük sınıfı anlatır. Soruda hangisinin kastedildiğine bağlam karar verir.

Devlet kayıtlarını tahrir defterlerinde tutardı. Sayımla köylerin nüfusu ve geliri yazılırdı. Bu sayede devlet, hangi sipahinin nereden ne kadar gelir aldığını bilirdi.

Bir de benzer isimli ama farklı bir kurum var: kapıkulu sipahileri. Onlar merkez ordusuna bağlı süvaridir ve maaş (ulûfe) alır. Tımarlı sipahi ise gelirle geçinir.

Sistemin en büyük avantajı şuydu: Devlet nakit para harcamadan koca bir ordu besliyordu. 1527-1528 bütçesinde devlet gelirinin yaklaşık yüzde 37’si dirliklere (has, zeamet ve tımar) ayrılmıştı.

Tımar sistemi neden bozuldu?

Altın çağ sonsuza dek sürmedi. 16. yüzyılın sonu ile 17. yüzyılda tımar düzeni sarsıldı. Başlıca nedenler:

  1. Ateşli silahlar. Savaşta artık tüfek ve top öne çıktı. Atlı sipahinin önemi azaldı; devlet yeniçeri ve maaşlı askerlere (sekban) yöneldi.
  2. Enflasyon ve gümüş akını. Yeni Dünya’dan gelen gümüş fiyatları artırdı. Sipahinin sabit geliri eridi.
  3. Rüşvet ve kayırma. Tımarlar hak etmeyenlere, saray çevresine verildi.
  4. Paranın önem kazanması. Devlete nakit lazımdı. Bu yüzden tımar arazisi mukataaya dönüştürüldü.
  5. Celâlî isyanları. İşsiz kalan sipahiler ve medrese öğrencileri isyanlara katıldı.

II. Mahmud, 1831’de tımar sistemini resmen kaldırdı. Tasfiye 1827’de başlamıştı: binlerce tımarlı sipahi, tımar geliriyle birlikte yeni ordunun (Asakir-i Mansure) süvarisine dönüştürüldü. MEB programında kaldırılış tarihi 1831 olarak geçer. Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılmasından (1826) sonra yeni ordu kuruluyordu; atlı sipahiye gerek kalmamıştı.

İltizam ve mültezim ne demektir?

İltizam, devlete ait vergi gelirini toplama hakkının, yıllık belirli bir bedel karşılığında bir kişiye verilmesidir. Bu kişiye mültezim denir. İltizama konu olan gelir birimine mukataa denir. Yani mültezim kişidir, mukataa gelir kaynağıdır, iltizam yöntemdir.

Devlet için iltizam çok işe yaradı. Nakit para elinde hazır oluyordu. İhale çoğu zaman açık artırmayla yapılırdı. Mültezim, devlete ödediği bedelin üstünde toplarsa kâr eder, altında kalırsa zarar ederdi. Bu yüzden çoğu zaman köylüye fazla yüklendi.

Devletin maaşlı memur eliyle vergi topladığı yöntemin adı ise emanettir. İltizam ile emaneti karıştırmayın.

İltizamın yayılması tımarın bozulmasıyla paraleldir. Ama “tımar bitti, iltizam başladı” diye düşünmek yanlıştır. İltizam 15. yüzyılda da vardı; 16. yüzyıl başından itibaren yaygınlaştı ve yıllarca tımarla birlikte yürüdü.

Mültezimlerin gücü zamanla toplumsal sonuç da doğurdu. Taşrada para ve toprak çevresinde güçlenen ayanlar çoğu zaman bu işleri yürüttü. Böylece merkezle taşra arasındaki denge, 18. yüzyılda taşra lehine kaydı. Bu gelişme, II. Mahmud’un ayanlarla yaptığı Sened-i İttifak’a (1808) giden yolu hazırladı.

Mâlikâne nedir?

Mâlikâne, 1695’te başlayan özel bir iltizam türüdür. Mukataadan ömür boyu yararlanma hakkı verilir. Mültezim önce büyük bir peşin ödeme (muaccele) yapar, sonra her yıl küçük bir bedel öder. Hak sahibi ölünce mukataa yeniden açık artırmaya çıkar. Hak sahibinin oğlu en yüksek teklifi kabul ederse ona öncelik verilirdi.

Devlet böylece iki şey istiyordu: hazineye hemen para girsin ve mültezim tarlaya ömür boyu bakacağı için köylüyü sömürmesin. Ama sonuç beklendiği gibi olmadı; mâlikâne sahipleri zamanla güçlenip aracılar kullandı. Sistem Tanzimat Dönemi’nde kaldırıldı. Ömür boyu hak, toprağın mülkiyeti demek değildir. Mülkiyet devlette kalır.

Mâlikâne ile bağlantılı bir ayrıntı: Devlet 1775’te esham uygulamasını başlattı; bu, devlet gelirlerinin ömür boyu kullanım karşılığı hisselere bölünüp satılmasıdır. Esham, mâlikâne mantığının bir adım ötesidir.

Karşılaştırma tablosu

Özellik İkta Tımar İltizam Mâlikâne
Dönem Büyük Selçuklu Osmanlı (klasik dönem) Osmanlı (özellikle 17. yy ve sonrası) 1695 ve sonrası
Mülkiyet Devlette Devlette Devlette Devlette
Gelir hakkı Mukta Sipahi Mültezim Hak sahibi
Karşılık Asker besleme, sefere katılma Sefere katılma, cebelü besleme Yıllık bedel ödeme Peşin ödeme + yıllık bedel
Süre Sınırlı (zamanla fiilen miras) Miras değil Kısa süreli Ömür boyu
Devlete yararı Nakit harcamadan ordu Nakit harcamadan ordu Hazır nakit Hazır nakit

Bu tabloyu bir cümleyle özetleyelim: İkta ve tımarda gelir karşılığında askerî hizmet, iltizamda ve mâlikânede gelir karşılığında bedel vardır.

İktadan İltizama

  1. Askerî ikta başladı

    Melikşah döneminde askerî ikta uygulanmaya başlandı.

  2. İkta yayıldı

    Askerî ikta ülke geneline yayıldı.

  3. Tımarın zirvesi

    Gelirin yaklaşık yüzde 37'si dirliklere (has, zeamet, tımar) ayrıldı.

  4. Mâlikâne

    Mukataadan ömür boyu yararlanma düzeni başladı.

  5. Esham

    Devlet gelirleri hisselere bölünerek satıldı.

  6. Tımarın sonu

    II. Mahmud tımar sistemini kaldırdı.

  7. Tanzimat Fermanı

    İltizamın kaldırılması hedeflendi; 1842'de yeniden uygulandı.

Kronoloji

TarihOlay
1073Melikşah döneminde askerî ikta uygulanmaya başladı.
1087Askerî ikta ülke geneline yayıldı.
17. yüzyılTımarlar bozuldu, iltizam yaygınlaştı.
1695Mâlikâne uygulaması başladı.
1831II. Mahmud tımar sistemini kaldırdı.
1839Tanzimat Fermanı iltizamın kaldırılmasını hedefledi; 1842'de yeniden uygulandı.

Sınavda nasıl çıkar?

KPSS

Klasik kalıp: bir tanım verip hangi sisteme ait olduğunu sorar. 'Karşılığında asker besleme', 'ömür boyu yararlanma', 'açık artırma' gibi ipuçlarını ezberleyin. İkta ile tımarı karıştırmak en yaygın hatadır.

AYT

Öncüllü sorularda ikta, tımar ve iltizamın ortak ve farklı yönleri istenir. Tımarın bozulması ve iltizamın yaygınlaşması neden-sonuç ilişkisiyle birlikte sorulur.

TYT

Tek ipuçlu sorular gelir: 'devlet geliri askere verir ve asker besletir' ifadesi ikta ve tımarı, 'mültezim' ise iltizamı gösterir.

Mini test

Şıkkı işaretle, açıklamayı hemen gör. Tam test: 10 soru.

İkta, Tımar ve İltizam Sistemleri — mini test

0 / 5 cevaplandı

Soru 1 / 5Büyük Selçuklularda ikta sistemini düzenleyen devlet adamı aşağıdakilerden hangisidir?

Sık sorulan sorular

İkta ile tımar arasındaki temel fark nedir?

İkta Büyük Selçuklu uygulamasıdır; tımar ise Osmanlı'dadır. Tımar sistemi daha düzenlidir: tahrir defterlerine kayıtlıdır, gelir sınıfları ve cebelü yükümlülüğü belirlenmiştir.

Mültezim kime denir?

Devlete belirli bir bedel ödeyerek bir verginin toplama hakkını satın alan kişiye mültezim denir.

Mâlikâne nedir?

1695'te başlayan, mukataanın ömür boyu devredildiği özel bir iltizam türüdür. Mültezim peşin ödeme yapar ve yıllık bedeli öder.

Tımarlı sipahi köyün sahibi midir?

Hayır. Mîrî arazide mülkiyet devlette kalır. Sipahi yalnızca gelirden yararlanır.

Kaynaklar

  1. TDV İslam Ansiklopedisi, 'İktâ' maddesi
  2. TDV İslam Ansiklopedisi, 'Timar' maddesi
  3. TDV İslam Ansiklopedisi, 'İltizam' ve 'Mâlikâne' maddeleri
  4. MEB Tarih Dersi Öğretim Programı, 10. sınıf (Maarif Modeli)

Hata bildirmek için: iletişim. Düzeltmeler sayfanın güncelleme tarihine yansır.

Sıradaki konu

İstanbul'un Fethi (1453)

İstanbul, 29 Mayıs 1453'te II. Mehmed (Fatih) tarafından fethedildi; kuşatma 6 Nisan'dan beri 53 gün sürmüştü.